2012-04-13 16:21:00

  Eşhedu En Lailahe İllallah ve Eşhedu Enne Seyyidina Muhammeden Resulullah... EŞHEDU: Şahitlik ediyorum, söz veriyorum ve yemin ediyorum ki, EN LA İLAHE: ALLAH(cc)'dan başka kanun koyan hiç bir gücü kabul etmeyecek ve ALLAH(cc)'dan başka kendisine kulluk yapılan her şeyi reddedeceğim. Nefsimin arzu ve isteklerine tabi olmayacak, paraya ve kadına tapmayacak, zefklerimin peşinden sürüklenmeyeceğim. Irkçılık yapmayacak, "izm"lere, ideolojiler, sentezler ve düzenlere tabi olmayacağım. İslam'dan başka tüm dünya görüş ve doktrinlerini reddedeceğim. Kendisini ilahlaştıran ve kendisini insanlara önder diye takdim eden pis putları"önder"olarak kabul etmeyeceğim. Heykele ve puta tapmayacak, putlaştırılan varlıklara itibar etmeyecek, ilahlaştırılmaya çalışılan hiç bir ilahı"ilah"olarak kabul etmeyeceğim. ALLAH(cc)'ın doslarını dost, düşmanlarını düşman bilecek ALLAH(cc)'ın razı olmadığı hiç bir kişi, kuruluş, toplum ve toplulukla yardımlaşmayacağım. İslam adına ortaya çıkan ve İslam'ı saptıran, Şeriatı inkar eden düzenin düzenbaz hocalarına, müftülerine, diyanet başkanlarına, namaz kıldırma memurlarına inanmayacağım. Makam, mevki, şan ve şöhret peşinde koşmayacak ve beni ALLAH(cc)'ın hükümlerine başkaldırtan başta şeytan olmak üzere, hiç bir varlığa aldanmayacağım. Piyasadaki fuzuli şeyhlere aldanmayacağım. Kendisine bir şey sorulduğu zaman susan, konuşmayan;konuştuğunda da, İslam'ı saptıran sahtekar şeyhlere inanmayacağım. ALLAH(cc)'dan başkasından yardım istemeyecek, kabirlerdeki ölülerden medet beklemeyecek; muskaya, muskacıya, falcıya ve gelecekten haber veren hiç kimseye inanmayacağım. ALLAH(cc)'dan başkasından rızık beklemeyecek ve bana nasib olarak gelecek olanlar konusunda Tağutları ALLAH(cc)'a ... Devamı

Şehid Ahmed Yasin ve Mezheb Dolabında bir Tişört Fatih Tezcan fa

2012-04-04 14:00:50

  Şehid Ahmed Yasin ve Mezheb Dolabında bir Tişört   Fatih Tezcan fatihtezcan@hotmail.com   28 Mart 2012 Çarşamba 10:16   Hatırlıyorum da, zamanında bir Filistin mitinginde 2 tişört almıştım, 2 oğlum için… Birisinin üzerinde Şeyh Ahmed Yasin’in, diğerinde Hasan Nasrallah’ın resimleri vardı… Nasrallah’ınkini Muhammed Furkan’a, Ahmed Yasin’inkini de zaten adını ondan alan Mücahid Ahmed’e giydirmiştim, pek de yakışmışlardı… Şimdi Mücahid Ahmed büyüdü ve ne güzel, ağabeyinin Nasrallah’lı tişörtünü giyebilirdi… Ama… ***** Geçtiğimiz günlerde Şeyh Ahmed Yasin’in şehadet yıl dönümünü idrak ettik… Sahi, edebildik mi? Tekerlekli sandalye’de olan bir Lider’in nasıl oluyor da, hangi parametreler çerçevesinde o sandalyede lider’leştiğini, dev’leştiğini, devlet’leştiğini düşündük mü? Koca işgalci güç tarafından, ayakta bile duramayan tek bir insana, bir sabah namazı bir cami avlusunda, bir helikopterden atılan özel bir füzeyle suikast yapılmasındaki esrarı, fiziken değil manen , lafta değil icraatta Dik Duruş’a bağlayabildik mi? Hayatında (namaz kıldığı yıl X 365) sayısı kadar sabah namazı kılan ama 1 kez bile kafasına füze atılmayan bizler, hiç bu namazlarımızı ve hayatlarımızı sorguladık mı? "Kim hakkını arıyorsa, kim dik duruyorsa kafasına ya mermi ya füze atıyorlar, sahi, peygamberlere de taş atıyorlardı, işkembeyle işkence ediyorlardı!"  deyip, Hiç başımıza atılmayan bir füze’den, bir mermi’den utandık mı biz?... Sosyal medya’da her gün Ahmed Yasin’in Şikayetname... Devamı

Nebevi Şikayet: "Bu Kavmim Kur'an'ı Terketti"

2012-01-08 21:17:00

  Nebevi Şikayet: "Bu Kavmim Kur'an'ı Terketti" Mehmed Durmuş "Kur'an'ı terketmek", "Kur'an'ı terkedilmiş bırak­mak" ve "Kur'an'ı terkedilmeye layık görmek"; bu cümlelerin hepsi de, Kur'an'la ilgili temel bir yaklaşımı, Kur'an'ı ya temelden reddetmeyi ya da kabul etmiş görünüp, onu, insan hayatını tedvir edici bir ilahi kanun­lar mecmuası olarak kabul etmemek suretiyle (endirekt olarak) reddetme keyfiyetine işaret eden ifadeler olup, Furkan suresinin 30. ayetinin mealinden başkası değil­dir. Kur'an literatüründe şirk'in ne anlama geldiğini yerli yerince anlamanın kilometre taşlarından biri de kuşku­suz bu ayetin mesajıdır. Bu mesaj, bir kavmin, Kur'an'a iman etmiş görüntüsündeki bir kavmin Kur'an'dan kopması: Kur'an'la yollarını ayrıştırması olayı, "İslam toplumu" denen toplumsal yapılarda bir türlü anlaşıla­mayan, yerli yerince değerlendirilemeyen, popülist yorumlardan arındırılamayan şirk olgusuna önemli bir açıklık getirmektedir. Tamamı 77 ayet olan Furkan suresi Mekke'de, -muhtemelen Mekke'nin orta dönemlerinde [1]- nazil olmuştur. Surenin baş taraflarında, Mekke putperestlerinin Hz. Peygamber hakkındaki ve Kur'an hakkındaki şeytani yaklaşımları; Kur'an vahyini etkisizleştirmeye yönelik propagandatif söylentileri konu edilmekte; bunlara gerekli ilahi cevaplar verildikten sonra, kafirlerin asıl olarak es-Sa'ah olarak adlandırılan kıyamet (ve yeni­den dirilişi) yalan saydıkları üzerinde durulmaktadır. İşte bu izahların akabinde, Peygamber Hz.Muhammed'in (a.s.) lisanıyla, üzerinde duracağımız şu sözler irad edilmektedir. "Ve [o gün] Rasul: "Ey Rabbim!" diyecek, 'Kav­mimden [bazıla... Devamı

Nebevi Şikayet: "Bu Kavmim Kur'an'ı Terketti"

2012-01-08 21:17:00

  Nebevi Şikayet: "Bu Kavmim Kur'an'ı Terketti" Mehmed Durmuş "Kur'an'ı terketmek", "Kur'an'ı terkedilmiş bırak­mak" ve "Kur'an'ı terkedilmeye layık görmek"; bu cümlelerin hepsi de, Kur'an'la ilgili temel bir yaklaşımı, Kur'an'ı ya temelden reddetmeyi ya da kabul etmiş görünüp, onu, insan hayatını tedvir edici bir ilahi kanun­lar mecmuası olarak kabul etmemek suretiyle (endirekt olarak) reddetme keyfiyetine işaret eden ifadeler olup, Furkan suresinin 30. ayetinin mealinden başkası değil­dir. Kur'an literatüründe şirk'in ne anlama geldiğini yerli yerince anlamanın kilometre taşlarından biri de kuşku­suz bu ayetin mesajıdır. Bu mesaj, bir kavmin, Kur'an'a iman etmiş görüntüsündeki bir kavmin Kur'an'dan kopması: Kur'an'la yollarını ayrıştırması olayı, "İslam toplumu" denen toplumsal yapılarda bir türlü anlaşıla­mayan, yerli yerince değerlendirilemeyen, popülist yorumlardan arındırılamayan şirk olgusuna önemli bir açıklık getirmektedir. Tamamı 77 ayet olan Furkan suresi Mekke'de, -muhtemelen Mekke'nin orta dönemlerinde [1]- nazil olmuştur. Surenin baş taraflarında, Mekke putperestlerinin Hz. Peygamber hakkındaki ve Kur'an hakkındaki şeytani yaklaşımları; Kur'an vahyini etkisizleştirmeye yönelik propagandatif söylentileri konu edilmekte; bunlara gerekli ilahi cevaplar verildikten sonra, kafirlerin asıl olarak es-Sa'ah olarak adlandırılan kıyamet (ve yeni­den dirilişi) yalan saydıkları üzerinde durulmaktadır. İşte bu izahların akabinde, Peygamber Hz.Muhammed'in (a.s.) lisanıyla, üzerinde duracağımız şu sözler irad edilmektedir. "Ve [o gün] Rasul: "Ey Rabbim!" diyecek, 'Kav­mimden [bazıla... Devamı

DEĞİŞİM VE KURÂN'A YÖNELİŞ

2011-12-05 23:10:00

Tüm Peygamberlerin görevi insanlara, insani değerleri anlatmak, onları sapıklıktan kurtararak yalnız ve yalnız Allah'a kulluk etmeğe çağırmaktır. Kısaca "Allah'ın dinini" tebliğ etmektir. Fakat insanların çoğu peygamberlerden, tebliğ ettiği dini, peygamberlerden sonra değiştirip, kendilerinin oluşturdukları dinlere uyarak sapılmışlardır. Mekke'nin kokuşmuş ortamında, her türlü haksızlığın, emeği sömürmenin ve insanı ezmenin en acımasızca uygulandığı cahili toplumda Allah (c.c) Muhammed (a.s)'ı da resul olarak, insanlara Kitabı'nı tebliğ etmekle görevlendirmiştir. "Şüphesiz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak ile gönderdik.." (2:119) "Nitekim biz sizin için aranızdan bir elçi gönderdik; size ayetlerimizi okur, sizi arındırır, size kitap ve hikmeti öğretir, ve size bilmediklerinizi bildirir"(2/151) Peygamberimiz yaklaşık 23 yıllık mücadele döneminde, Allah'ın dinini tebliğ ederek Kur'an'ın öngördüğü bir toplumu oluşturmuştur. Fakat daha sonra "henüz kalplerinde imanın tam oluşmadığı"(49/14) insanların gayretleri ve Müslümanların diğer milletlerle kaynaşmalarının sonucu olarak, İslam safiyetini yavaş yavaş kaybederek yerine genellikle bid'at ve hurafelerden oluşan bir din anlayışı hakim olmuştur. Bu değişimin sebeplerini tarihi bilgilerimizi ve Kur'an'da anlatılan kavimlerin durumlarını göz önünde bulundurarak kısaca şöyle sıralayabiliriz: 1 - İnsanların bilerek dini değiştirmeye yeltenmeleri ve böylece başkalarını aldatmaları. "Vay haline o kimselerin ki kitabı elleriyle yazıp, az bir paraya satmak için, 'bu Allah katındadır derler!' Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların!" (2/79) 2 - "Fütuhat Dönemi" ol... Devamı

TEBESSÜM

2011-10-14 08:04:00

Kahkaha, tebessümün ucuz pazarlarda satılmak için parlatılmış, ambalajlanmış, reklam edilmiş halidir. Devamı

Kendim...

2011-08-30 21:06:00

ÖNCE SEVDİM.SEVDİĞİMİ ÖĞRENDİM,SEVEBİLECEĞİMİ FARKETTİM:  SEVDİKÇE KENDİMİ KAİNATLA TOPLADIĞIMI GÖRDÜM  *****  AFFETMEYİ ÖĞRENDİM:  PİŞMAN OLDUĞUMU İTİRAF ETTİM;PİŞMAN OLDUKÇA HATALARIMI KÜÇÜK, ANLAŞILIR VE BAĞIŞLANABİLİR PARÇALARA  BÖLEBİLDİĞİMİ GÖRDÜM.  *****  HATIRLAMAYI ÖĞRENDİM:  HATIRLADIKÇA SEVGİLERİMİN KARAKÖKÜNÜ BULUP ONLARDAN HÜZNÜ ÇIKARDIĞIMI FARKETTİM .  *****  DEĞER VERMESİNİ ÖĞRENDİM:  DEĞER VERDİKÇE SEVGİLERİN KÜPÜNÜ BULUP ONLARI MUTLULUKLA ÇARPABİLDİĞİMİ GÖRDÜM.  *****  İLTİFAT ETMESİNİ ÖĞRENDİM:  İLTİFAT ETTİKÇE İNSANLARLA ARAMDAKİ EN KISA MESAFENİN BİR TEBESSÜMÜN RESMETTİĞİ EĞRİ BİR ÇİZGİ OLDUĞUNU GÖRDÜM.  *****  ÖZÜR DİLEMEYİ ÖĞRENDİM:  ÖZÜR DİLEDİKÇE NEFRETİN VE ÖFKENİN SONSUZA BÖLÜNDÜĞÜNÜ BÖYLECE DARGINLIKLARIN LİMİT SIFIRA GİDERKEN YOK OLDUĞUNU FARKETTİM.  *****  AŞIK OLDUM, AŞKI TATTIM:  BÖYLECE BİR ÜÇGENİN İÇ AÇILARININ TOPLAMININ 180 DERECEYİ AŞIP BÜTÜN YAMUKLARI KENDİ İÇİNDE BARINA BİLDİĞİNİ GÖRDÜM.  *****  HÜZÜNLENDİM:  HÜZNÜ SEVDİM, HÜZNÜN KALBİME DOKUNMASINA İZİN VERDİM. BÖYLECE BÜTÜN MUTLULUKLARIN VE ZEVKLERİN SONUNDA AYRILIK ÇİZGİSİNE TEĞET GEÇİP GERİ DÖNDÜĞÜNÜ GÖRDÜM.  *****  VE BİR GÜN ÖLECEĞİM:  KESİNLİKLE ÖLECEĞİM VE ÖLDÜĞÜM GÜN ANLAYACAĞIM Kİ; YAŞADIĞIM HAYAT, PAYDASI SONSUZLUK OLAN BASİT BİR KESİRDEN İBARETMİŞ.KESRİN PAYINDA NE OLURSA OLSUN, NE KADAR ÇOK ŞEY BİRİKTİRMİŞ OLURSAM OLAYIM, HEPSİ SON ... Devamı

BİLMELİSİN Kİ…

2011-08-21 23:04:00

BİLMELİSİN Kİ… Bilmelisin ki… Bilmelisin ki… Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez. Bilmelisin ki… Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır. Bilmelisin ki… Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor. Bilmelisin ki… Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da! Bilmelisin ki… Tecrübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür tecrübeler yaşadığınızla vardır.   Bilmelisin ki… Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil. Bilmelisin ki… Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlarda ara sıra üzebilirler. Onları affetmek gerekir. Bilmelisin ki… Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.  Bilmelisin ki… Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor. Bilmelisin ki… Şartlar ve olaylar kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz. Bilmelisin ki… İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez. Bilmelisin ki… Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem fırsatın yanında cüce kalır. Bilmelisin ki… Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.    ... Devamı

Kelime-İ Şehadetle Allah'a Ne Söz Verdik..

2011-08-21 22:52:00

  Kelime-İ Şehadetle Allah'a Ne Söz Verdik... EŞHEDÜ : ŞAHİTLİK EDİYORUM , SÖZ VERİYORUM VE YEMİN EDİYORUM Kİ ;  EN LA İLAHE :  -Allah`tan başka kanun koyan hiç bir gücü kabul etmeyecek ve Allah`tan başka kendisine kulluk yapılan herşeyi reddedeceğim..!  -Nefsimin arzu ve isteklerine tabi olmayacak , paraya , kadına ve erkeğe tapmayacak ,zevklerimin peşinden sürüklenmeyeceğim.  -Irkçılık yapmayacak "izm"lere , ideolojilere , sentezlere ve düzenlere tabi olmayacağım.İslamdan başka tüm dünya görüşlerini ve doktirinlerini reddedeceğim..!  -Heykele ve puta tapmayacak , putlaştırılan varlıklara itibar etmeyecek , ilahlaştırılmaya çalışılan hiç bir sahtekarı ilah olarak kabul etmeyeceğim.  -Allah`ın dostlarını dost , düşmanlarını düşman bilecek , Allah`ın razı olmadığı hiç bir kişi , kuruluş , toplum ve toplulukla yardımlaşmayacağım.  -İslam adına ortaya çıkan ve islamı saptıran , şeriatı inkar eden düzenin düzenbaz hocalarına , müftülerine , diyanet başkanlarına , namaz kıldırma memurlarına inanmayacağım..!  -Makam , mevki , şan ve şöhret peşinde koşmayacak ve beni Allah`ın hükümlerine baş kaldırmaya zorlayan başta şeytan olmak üzere hiç bir varlığa aldanmayacağım..!  -Allah`tan başkasından yardım istemeyecek , falcıya ve gelecekten haber veren hiç kimseye inanmayacağım..!  -Allah`tan başkasından rızık beklemeyecek ve bana nasip olarak gelecek olanlar konusunda tağutları Allah`a ortak koşmayacağım..!  -İslama aykırı hiçbir tüzüğü kabul etmeyeceğim.İslama aykırı hiç bir kanun tarafından yönetilmeye razı olmayacağım.Hiç bir sporcuyu veya partiyi putlaştırmayacağım..!  İLLALLAH : : (Ya Rabbi ) Ancak senin hükm... Devamı

ZAAFLARIMIZ

2011-08-20 23:35:00

  ZAAFLARIMIZ 1-İslam’a yaklaşım (parçaçı, tek yönlü) 2-Müslümanların kendilerini yenilememeleri 3-Kendi halimizi tespit edemememiz 4-Uyumsuz olmamız (Çalışmalara dışarıdan bakma) 5-Bencillik (Kendini beğenme/Kendini önemseme) 6-Kimseye itaat etmeme zaafı (emir sahiplerine uymama) Sizden olan emir sahiplerine uyun../ sözün en güzeline uyun.. kimden gelirse gelsin 7-Bireysellik (Gruplar üstü olma) 8-Sıkıntıya gelememe (rahatlık) 9-Fitne unsurlarına takılma (Can, mal, gelecek ve makam endişesi, kadın ve çocuk) 10-Çekişme (devletiniz elden gider) bize yaramaz karşı tarafın işine yarar 11-Güvensizlik (el-emin; Müşrikler Rasule güven duyuyorlardı, biz ler ise birbirimize hayli hayli güvenmeliyiz… Karşı tarafa güven vermeliyiz) 12-Dedikodu 13-Yanlışta ısrar (Yaptığım yanlış deyipte ısrar etmek çok yanlış /“Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman onlara karşı kör ve sağır davranmazlar“ 25/72-73 14-Saplantılar (Ortak çözümlerden kaçmak/ sürekli haklı olduğuna inanır/ kimsenin kendisini anlamadığı duygusuna kapılır/düşüncelerinde kuru ısrarda bulunur/kendini fazla önemser) 15-Nefis 16-Merhametsizlik 17-Cehalet (gelenekler) 18-Kabalık ve Gurur (nazik olunmalı) 19-Fısıldaşma (Gıybet ve çekiştirme) Bir arkadaşı çok gizli bir şey varmış gibi bir tarafa çekme diğer insanlarda başka şeyler uyandırabilir; güven yitirilir 20-Ciddiyetsizlik (her konuda ciddi olunmalı; ciddi olmayan ve önemsiz konulara bile bize yakışır şekilde yaklaşmalıyız) 21-İrade zayıflığı  22-Disiplinsizlik (evde işyerinde..) 2... Devamı

KUR'AN ALGIMIZI DÜZELTMELİYİZ

2011-08-16 23:34:00

  KUR'AN ALGIMIZI DÜZELTMELİYİZ   Peygamberimizin “Sizin en hayırlınız Kuran’ı öğrenen ve öğretendir” sözü yanlış anlaşıldı ve kastedilenin yüzünden okumak olduğu zannedildi. Hâlbuki kasıt içeriktir. Bir şiir veya şarkı gibi Kur’an okumak, yarışmalar düzenleyip ağlaşmak Kur’an’a zulmetmektir.  Geçen hafta yazımda Ramazan’ın Kur’an’la anlam kazandığını yazmış ve bu hafta “bizim toplumumuzda Kuran’ın yanlış kullanımlarından” bahsedeceğimizi belirtmiştim. Bunlardan ikisine şimdi değineceğim. Diğerleri önümüzdeki yazılara kalacak kısmetse. Belki yazdıklarım, bildiklerinize çok ters gelecek. Siz doğruyu bildiğinizden eminseniz bunları dikkate almazsınız olur, biter. Ama ya siz yanlış biliyorsanız? Kendini ‘Müslüman’ yani Allah’ın vahyine teslim olmuş olarak isimlendiren topluma bakıp Kur’an’dan ne anladıklarını, daha doğrusu Kur’an’a ne amaçla yaklaştıklaırnı belirleyelim. Toplumda herhangi bir insana Kur’an’la irtibatının ne yönde olduğunu sorduğunuzda vereceği ilk cevap: ’Okuyorum’ olacaktır. Öyle ya kitaplar okunmak içindir, hele de ‘okuma kitabı’ anlamına gelen Kur’an tabiî ki okunmalıdır. Ama aynı kişinin yaşantısına baktığımızda vahye zıt birçok tavırla karşılaşıyoruz. Etraf "Müslüman" yalancılar, "Müslüman" faizciler, "Müslüman" laikler, "Müslüman" demokratlarla dolu! Bu durum bizi ister istemez şu soruyu sormaya itiyor: Kur’an’ı nasıl okuyorsun? Cevap: ‘yüzünden Arapça’. Arapça harfleri öğrenip Kur’an’ı okuduğunu zanneden bu insanlar Kur’an’ın içeriğinden hab... Devamı

MUHTEŞEM BİR DUÂ!

2011-08-16 22:48:00

MUHTEŞEM BİR DUÂ!  Şehîd ‘Ali Şeriâtî ’nin “Beğenilen Fiiller ve Övülen Ahlâkı İsteme Duâsı” ndan... Daha fazlası için ‘Ali Şeriâtî : DUÂ (Istanbul, Birleşik Yayıncılık, 1996) adlı kitaba bakmanızı tavsiye ederim… İlâhî! Muhammed, sallallâhu aleyhi ve sellem, ve âline rahmet gönder. Îmânımı, îmânın en olgun ve yüce derecelerine ulaştır. İnanç ve akîdemi de, akîdelerin en fazîletli noktasına eriştir. Niyetimi, niyetlerin en iyisine, amelimi, amellerin en güzel noktasına yücelt. İlâhî! Kendi Lütfunla benim niyetimi olgun, saf ve berrak kıl. İlâhî! İnancımı sağlam ve sabit kılarken, Kudretinle de benden doğmuş kötülükleri ıslah buyur. Ey Yüce Rabbim! Muhammed, sallallâhu aleyhi ve sellem, ve âline rahmet gönder. Gölümün sürekli meşgul olduğu azığını yeterli kıl. Zamanımı, yalnızca yaratılış sebebim olan şeylerde harcat. Beni Sen’den başkalarına yakarıcı kılma. Bana Rahmet sofranı yay. Beni mal, mülk, mevki ve şöhret hırsından koru. İzzet ve şerefimi, kibir ve gururun peşinden dolanan bir tutkun eyleme. Beni Kendi kulluğuna râm kıl. İbâdetlerimi, kendini beğenmişlik içinde yok etme. Benim elimden insanlara hayr yönelt. Ellerimin insanlara hep hayr verici olmasını dilerim. Bana Yüce Ahlâkı bağışla. Beni, kendini beğenmişlikten ve kendini övmekten sakındır. İlâhî! Muhammed, sallallâhu aleyhi ve sellem, ve âline rahmet eyle. Senin dîninin yerine sapık yötem ve yollar edinmeyeceğim; Senin Hakk olan yolundan sapmayacağım! Hidâyetine erişmeyi benim için de kolaylaştır. Beni, ömrüm... Devamı

ACABA ONLARDANMIYIZ?...

2011-08-15 23:50:00

Onlar;  "Allah (c.c)'ın Adı Anıldığı zaman Kalpleri ürperir."  (Enfal-2)  Onlar;  "Allah (c.c)'a asla şirk koşmazlar."  (Furkan-6) Onlar;  "(Her türlü) Zinaya asla yaklaşmazlar."  (Furkan-6)  Onlar;  "Namazlarını Huşu içinde Ve Dosdoğru kılarlar."  (Mü'minun-2)  Onlar;  "Boş şey (Bilinmeyen)lerden tümüyle yüz çevirirler. "(Mü'minun-3)  Onlar;  "Mallarıyla Ve Canlarıyla Cihad EdeRrler."  (Tevbe-20)  Onlar;  "Cahillerle asla tartışmazlar."  (Furkan-63)  Onlar;  "Kınayıcının kınamasından Hiçbir zaman korkmazlar."  (Maide-54)   Onlar;  "Emanetlerine ihanet etmezler."  (Mu'minun-   Onlar;  "Söz verdiklerinde sözünde dururlar."  (Bakara-177)  Onlar;  "Yetimin hakkkını kesinlikle yemezler."  (Nisa-2)      Onlar;  "Yolda kalmışlara yardım edeRrler."  (Bakara-177)  Onlar;  "insanların kusurlarını affedeRrler."  (Ali imran-134)  Onlar;  "Yalnızca Allah (c.c)'a dayanıp güvenirler." (Mücadele-10)  Onlar;  "Yeryüzünde Alçak gönüllü olarak yürürler."  (Furkan-63)  Onlar;  "Yoksulluk yüzünden evlatlarını öldürmezler."  (En'am-151)  Onlar;  "hakkk'ı bile bile gizlemezler."  (Bakara-42)  Onlar;  "inananlara 'Sen Mü'min değillsin' demezler."  (Nisa-94)  Onlar;  ... Devamı

Üzülme!

2011-08-15 23:42:00

Üzülme! Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın. Yorum: Üzülmek bence kalp işinden çok iman işi. Yeryüzündeki milyarlarca insanın da kalbi var ama çoğu üzülmüyor. O imandır ki kalbi kalıp olmaktan çıkarır, kalp eyler. Üzülme!  Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.  Yorum: Bu paragraf bana Aşık Veysel'in "Benim sadık yarim kara topraktır." sözünü hatırlattı. Eskiden alimler sağlıklı olmalarından şüphelenip, Rabb'im beni unuttu mu acaba, derlermiş. Üzülme!  Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki...  Yorum: Bu paragraf umut dolu, söyleyecek söz bulamıyorum, çölde su bulmu... Devamı

ANNE BABA BİZ SUÇLUYUZ!

2011-08-15 23:30:00

ŞEHİD ALİ ŞERİATİ ANNE BABA BİZ SUÇLUYUZ! Şehid Ali Şeriati “Hayır!”lı “Yasak!”lı Din Sen bana “hayır” demenin dinini vermişsin ey anam babam! Ben senin kızınım. Bana gösterdiğin yol, önerdiklerin, beni onlarla donattığın değer, ahlak ve yaşam biçimi şudur: Gitme, yapma, görme, söyleme, kavrama, hissetme, yazma, okuma!.. Hayır hayır, hayır!.. Böylece senin tüm söylediklerin “Hayır”dan ibaret! Ben “Evet” dininin izindeyim ki, bana ne yapmam, ne okumam ve ne kavramam gerektiğini gösterip öğretsin. Bir yazarın deyimiyle; “Hayır’ı, evetinden fazla olan dine yazıklar olsun!” Ve ben senden bir tek “Evet” işitmemişim! “Okumak” için Olan Bir Kitap! Anam Babam, büyüğüm!.. Senin inandığın Kur’an ne için geldi? Ben hem Kur’an’da ne olduğunu bilmiyor, hem de içeriğinden habersizim. Hem sen de habersizsin. İşte bu nedenle kafir ile ben ve sen ders arkadaşıyız! Sonuçta benim onunla bir işim yok! Çünkü, okunmak için gelmeyen bir kitap neye yarayacak? Oysa sen Kur’an’ı; gözüne sinene sürüyor, çocuğunun kundağına, onun bunun koluna iliştiriyor, hastanın yastığının ucuna koyuyorsun.  Gördüğüm kadarıyla sen bu kitabı şöyle kulanıyorsun: Evinden çıktığında ondan birkaç ayet okuyor ve kilidine üflüyorsun! Ben güçlü ve ileri tekniğin ürünü bir kilidi alır, kapıma takarak kapımı kapatarım ve üfürüğe ihtiyaç duymam! Sen korunman ve selametin için ondan bir nüshayı ceketinin astarına diktiriyorsun. Veya kendi boynuna asıyorsun. Ben gider paramı bastırır uzman bir doktora muayene olur, ilacımı alırım. Bu nedenle “senin” Kur’an’ına ih... Devamı

Kuran’ı Anlamak

2011-08-15 23:26:00

Kuran’ı Anlamak Konu Kuran olunca biz de “mesel” üzerinden yürüyelim. Bir an için “kim beşyüz milyar ister” yarışmasında yarışmacı koltuğunda oturduğunuzu hayal edin.  Hiç alışık olmadığınız makyajlar yapılmış, tanıdığınız, tanımadığınız insanların bakışları altında başlamışsınız yarışmaya… Bütün soruları gâh öyle, gâh böyle geçmişsiniz. Sıra son soruya, en büyük ödüle gelmiş. Hiç joker de kullanmamışsınız üstelik.  İzleyenlerin tebrik ve hayranlık dolu bakışları yüzünüzü ışıldatıyor. Kolay mı, kimseciklerin kolay kolay gelemeyeceği bir noktaya gelmişsiniz.  Sakallı amca sorar: Evet, hazır mısınız ? Seyircilere, içlerindeki yakınlarınıza bir göz gezdirir ve “Hazırım” dersiniz.  Kalbiniz duracak gibidir. İzleyenler kıpır kıpır. Rayting tavan yapmış. “Bütün Türkiye” sizi izliyor. Haber olacaksınız yarın.  Müziğin tonu değişmiş, belki heyecanı arttırmak amacıyla bir de reklam arası girmiştir. Öyle ya en zor soru geliyor… Sakallı amca, önündeki ekrana bakar ve hafif alaylı bir bakışla usul usul sormaya başlar: Kalp atışlarınız neredeyse yaka mikrofonundan duyulacaktır.  Evet… Sıra, büyük ödülün sorusunda… “Beş kere beş kaç eder ?” Şok ! Hem ne şok !  İçinizden bir ses atılır önce; - Ha ha ha… Beni aptal mı zannettiniz öyle hemen atlayayım cevaba… İyi düşün koçum tuzak soru bu… - (Bir başka ses) Allah Allah, yahu beş kere beş 25 yapar ama bi tuhaflık var bu işte… - Dur, dur, acele etme. Düşün, okul yıllarını hatırla, beş kere 5, 5 kere beş, 5 kere 5… Yirmibeşin karekökü beş de, o beş, bu beş mi ? - Allah’ım ! Bu... Devamı

SAMAN ÇÖPÜ OLMAYA REDDİYEDİR

2011-08-15 23:22:00

SAMAN ÇÖPÜ OLMAYA REDDİYEDİR  Suyun üzerinde yüzen saman çöpünün hikayesi ne kadar da hazindir. Aslında giden sudur. O, sadece suyun üzerine konma bedavacılığına tutunarak yol aldığını sanan bir zavallıdır. Suyun güzergâhında farklı mekanlar görür. Şaşırır kimi zaman, kimi zaman aklı başından gider. Ama aslında gören o değildir. Ona sadece “gösterilir”. Kolaycılığının bedelini, nereye gittiğini bilmeden sürüklenerek içinde kaybolacağı herhangi bir girdapla ödeyeceğinin farkında bile değildir. Kendisini taşıyan birini bulmuştur ya… Gerisinin ne önemi vardır. Saman çöpü olmayı kabullenenler, nesneleşerek öğütülmeye ve yok olmaya mahkumdurlar. Geleceğin inşasında ne gibi bir katkıları olabilir? Onlar güdülmeye matuf birer beşer fukarası olabilirler ancak.  “Birileri” tarafından sunulan “paket hayat programlarını” alıp harfiyen uygulayan, şuurları hadım edilmiş güdümlü yaratıklar… Korkunun saltanatının gönüllü kurbanları… Korkuyu kutsayan, sırası geçecek diye bir yerlerinde çıbanlar çıkan; az ve geçici bir bedel için boynunu giyotine uzatan engizisyon pohpohçuları… “Şahıs” olmak yerine “birey” olmayı yeğleyen ve yalnızlıktan ölen biçareler… Kendini, parçalayacağını bildiği halde koskoca bir çarkın dişlileri arasına büyük bir iştihayla bırakan kapıkulları… Kim bunlar peki… “Nereye bu gidiş!” nidasına kulak vermeyen herkes… Bir ayna kadar yakın belki de her birimize... İradeyi dışlayan ve yazgıya sığınıp her gün ona yüklü faturalar kesen miskin mütevekkiller… Kendine her an yeni bir psikoz icat edip içine girmeye can atan b... Devamı

Vel Asr

2011-08-15 23:13:00

Vel Asr Asra (zamana) and olsun! Birbirini kovalayan gece ve gündüze, mevsim mevsim akıp giden yıllara ve elimizden kayıp giden ömre and olsun! Yemin olsun! Kısacık bir ömre, çağlar üstü mesajlar sığdıran peygamber ve önderlere ki onları hayatın rutinleri esir alamadı. Gözün aydınlığı çocukları ve eşleri, kar getiren ticaretleri de engel olamadı adn cennetlerini kazanmaya.  Gönüllü kölelerle, zorunlu kölelerin ve esarete başkaldıranların göz göze geldikleri ortak zamanlara da and olsun. Nasıl olsa zaman nehri onları hesabın görüleceği güne doğru taşımakta. Ve o anı dillerimiz, ellerimiz, gönüllerimiz şahitlik etmek için beklemekteler.  Hesap gününe and olsun! Kimler kimler beklemekte o anı. Soğuk toprak kucaklamış, hangi suçtan dolayı öldürüldün sorusuna cevap hazırlamakta olan yaralı yürekleri. Yaşarken sağırlara anlatamadıklarını Rablerine anlatmak için beklemekteler. Ve çocuklar yarım kalan oyunlarını tamamlamak, kendilerine anlatılan çikolata ağaçlarını görmek için sabırsızlanmaktalar.  Şüphesiz insan hüsran içindedir Nasıl olmasın! Unutmuştur fıtratında mündemiç ahitleşmeyi. Uzaklaştıkça uzaklaşmıştır vahiyden. Şah damarından yakın olanla bağlarını koparınca, basit ihtiyaçlar zindanın duvarları oluvermiştir. Özgürlüğü ve mutluluğu dışarıda ararken tükettikçe tükenmekte insan. Oysa yitirdiği ne kadar da yakındır ona. Heyhat koca bir arayıştır onun hayat serüveni.  Ziyandadır insan! Vicdanları kabul ettiği halde, haksızlık ve böbürlenme yüzünden gerçeği inkar ettikleri için. Rasullerinin mesajını beş kuruşluk menfaatlerine kurban diye sundular. Hazine anahtarları yüklü... Devamı

Hoşgittin Ramazan

2011-08-10 22:23:00

  Gelene "Hoşgeldin" demek, adet olmuştur bizim toplumda. Gelenin nasıl ve ne şekilde geldiğine bakmadan hemen ağzımızı açıyor ve "Hoşgeldin" deyiveriyoruz. Soruşturmaya gelen yetkililere de gülümseyerek "Hoşgeldin" dememiz, bu alışkanlıktan kaynaklansa gerek!. Oysa birçok kardeşimizin biidiği gibi, bu adamlar hiç de hoş gelmiyorlar!.. Tabi ki "Hoşgeldin" ifadesiyle ilgili olarak bu basit örnekler üzerinde değil, her sene hoşgeldiği söylenen Ramazan üzerinde duracağız. Bildiğiniz gibi Ramazan ayına yak­laştığımız zaman her yerde aynı ifadelerle karşılaşınz., "Hoşgeldin Ramazan" Doğrusunu söylemek gerekirse ki gerekiyor hep ra­hatsız olmuşumdur bu ifadelerden. Ramazan ayının mahi­yetini ve içinde bulunduğumuz toplumu düşündükçe, bu rahatsızlığım daha da artmıştır. Hepbir ağızdan söylenen bu ifadeye göre Ramazan hoşgelmiş!. Bu kimselere Ramazanın nereye hoş geldiğini sorduğumuz zaman ise aldığım cevaplar, genelde aynı ce­vaplar olmaktadır., Ülkemize, milletimize, yurdumuza, vatanımıza hoşgeldi. Hoşgeldi Ramazan!. Duydunuz mu Ramazan'ın nereye hoşgeldiğini? Ramazan ayı, bu millete, bu ülkeye hoş gelmiş!. Faizin, fuhşun, zinanın, ahlaksızlığın, zulmün, küfrün, fıskın yaygınlaştığı ve yaşadığı bu topluma, böylesi bir top­luma  Ramazan hoş gelmiş! Mübarek Ramazan ayı tiksindiği bu şeylerden nasıl hoşlansın ve bu şeylerin yaşadığı ve yaşatıldığı toplumlara nasıl hoşgelsin ki!. Velhasıl hoşgelmedi, "Hoşgeldi" denilse de, hoş bulmadı Ramazan!.. Ramazanın gelmesiyle birlikte değişik yerlerde asılan bir başka ifade daha var., "Oruca saygı" Allah'a, peygamberlere, kitaplara saygı göstermeyen kimselerden oruca saygı göstermeleri istenmektedir! İzmir sokaklarınd... Devamı

Düşünen İnsanlar için

2010-03-14 18:23:00

Düşünen İnsanlar için Kur'an aklı nasıl tanımlıyor ve nasıl bir işlev yüklüyor? bu sorulara cevap arayan önemli bir çalışma. 12/1- Elif Lâm Râ. Bunlar, apaçık Kitabın âyetleridir. - 12/109- Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah'a karşi gelmekten sakinanlar için daha iyidir. Hâlâ aklinizi kullanmiyor musunuz? 10/16- De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur'an'ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?" 11/51- "Ey kavmim! Ben buna karşi sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana âittir. Hâlâ aklinizi kullanmayacak misiniz?" 12/2- Biz onu, akil erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an olarak indirdik. 13/4- Yeryüzünde birbirine komşu kara parçalari, üzüm baglari, ekinler; bir kökten çikan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma agaçlari vardir ki hepsi ayni su ile sulanir. Ama biz ürünleri konusunda bir kismini bir kismina üstün kiliyoruz. Şüphesiz bunda aklini kullanan bir kavim için (Allah'ın varlığını gösteren) deliller vardır. 16/12- O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklini kullanan bir millet için ibretler vardir. 16/67- Hurma agaçlarinin meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel ... Devamı

EY MUSTAZAFLARIN RABBİ OLAN ALLAHIM

2010-03-14 18:22:00

Sen yeryüzünün zavallılarını, mahkum ve zayıf yığınlarını ve hayattan yoksun bırakılanları, (ki onlar köle arayan azgınların, çağın karanlık zulmünün, kin ve nefret cehenneminin tarihteki kurbanlarıdır, ve her zamankinden daha çok zulme ve baskıya maruz kalmışlardır) insanların önderliğine eriştireceğini ve onları dünyaya varis kılacağını irade etmişsin. EY MUSTAZAFLARIN RABBİ OLAN ALLAHIM İşte şimdi zamanı gelmiştir. Yeryüzü mustazafları senin vaadini gözlemekte ve beklemektedir. Ey gaybın bilicisi olan Allah'ım Şu çağımızda sana gerçekten tapanlar yalnızca yeryüzü mustazaflarıdır. Ey yüce rabbim sen tüm meleklerini Âdeme secde ettirensin Şimdi insanoğlunun idarecilerin ayağına kapanarak secde toprağına yüz sürdüğünü görmüyor musun? Onları bu çağın putlarına -ki hepsini kendimiz yapmışız- tapıcılıktan, onlara kulluktan, kendi özgür kulluk ortamına çek ve kendilerine özgürlük bağışla. Ey güçlü Rabbim! senin ayetlerine küfredenler senin peygamberlerini yalanlayıp haksız yere öldürenler, ve adalet eşitlik istemek için ayaklanan kullarını öldürenler hala yeryüzünde egemendirler. Müjdelediğin azabı onlara ulaştır. Ey kadir olan Allah'ım! Ailemize sorumluluk, halkımıza bilim, müminlerimize aydınlık, aydınlarımıza iman, tutucularımıza kavrayış, kavramışlarımıza tutuculuk , kadınlarımıza bilinç, erkeklerimize şeref, ihtiyarlarımıza bilgi, gençlerimize soyluluk, öğretmen ve üstatlarımıza öğrencilerimize inanç, uyuyanlarımıza uyanıklık , uyanıklarımıza irade, tebliğlerimize gerçek, dindarlarımıza din, yazarlarımıza güve... Devamı

ALLAHIN AZABINI HATIRLATIYORUZ!

2009-06-21 12:01:00

,ALLAHIN AZABINI HATIRLATIYORUZ! ÜZERİMİZDE KARA BULUTLAR     DOLAŞIYOR...BÜYÜK FELAKETLER KAPIMIZIN ÖNÜNDE SIRASINI BEKLİYOR...GÖK...HOMURDANIYOR! YER... AYAĞIMIZIN ALTINDAN KAYIYOR!BİZLER İSE HALA GAFLET İÇERİSİNDEYİZ, UYKUDAYIZBOŞ ŞEYLERLE UĞRAŞIYORUZ.İNSANLARIN SURATI ASIK... ÇEVRENİZE BİR BAKINIZ, HERKES BİRER BUNALIM, BİRER STRES YUVASI OLMUŞ... HUZURU KAYBETMİŞ.MÜSLÜMANLAR! KENDİNİZE GELİNİZ...ZAMAN; AHİR ZAMANDIR... ZAMAN; ALLAHA DÖNÜŞ ZAMANIDIR...ZAMAN; TEVBE VE İSTİĞFAR ZAMANIDIR...KENDİNİZİ VE AİLENİZİ YAKITI İNSANLAR VE TAŞLAR OLAN CEHENNEM ATEŞİNDEN KORUYUNUZ(TAHRİM, 6)İYİLİĞİ EMREDİP, KÖTÜLÜKLERDEN SAKINDIRMAK İÇİN GAYRET EDİNİZ!ALLAHI ve UYKULARI KAÇIRAN ÖLÜMÜ AKLINIZDAN ÇIKARMAYINIZ!ETRAFINIZA MERHAMET EDİNİZ Kİ; ALLAHTA SİZE MERHAMET ETSİN...HELALLERE ve HARAMLARA DİKKAT EDİNİZ!SADAKALAR; BELÂ VE MUSİBETLERİ YOK EDER...SADAKALARI ÇOĞALTINIZ!EVLERİNİZİ, ALLAHIN ÂYETLERİNE UYARAK NÛRLANDIRINIZ.HAYATINIZI, PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZ (s.a.v)in GÖSTERDİĞİ YOLDA GİDEREK GÜZELLEŞTİRİNİZ, GERÇEK HUZURA VE KURTULUŞA; ANCAK İSLAMI, HAYATIMIZIN HER SAFHASINDA YAŞAYARAK ULAŞACAĞIMIZI UNUTMAYINIZ.EVLERİNİZE VE AİLENİZE SAHİP ÇIKINIZ!EN BÜYÜK SERMÂYENİZ OLAN ÖMRÜNÜZÜ TELEVİZYON KARŞISINDA TÜKETMEYİNİZ! HER AN ZEHİR AKITAN TELEVİZYON PROGRAMLARI SİZİ CEHENNEME SÜRÜKLEMESİN!DİKKAT EDİNİZ! YARIN HESABINI VEREMEZSİNİZ... FELÂKETLER TEPEMİZDE KOL GEZİYOR...UNUTMAYINIZ Kİ; ALLAHIN AZABI PEK ŞİDDETLİDİR!VAKİT GEÇ OLMADAN KENDİNİZE GELİNİZ, SAMİMİ OLARAK ALLAH (c.c)tan BAĞIŞLANMAYI DİLEYİNİZ! BAŞKA KAPI YOK...AÇIN ELLERİNİZİ MEVLAYA... AÇIN ELLERİNİZİ DUAYA...AÇIN ELLERİNİZİ RAHMETE... AÇIN... AÇIN...... Devamı

Benim halkım Kur’an’ı terk etti

2009-06-21 11:28:00

Benim halkım Kur’an’ı terk ettiKur’an, peygamberin kıyamet günü Allah’a şöyle şikayette bulunacağını söyler:“Peygamber diyecek ki: [AYET]“Ey Rabbim! Benim halkım bu Kur’an’ı terketti.” [/AYET](Furkan; 25/30)Ayette geçen “Kur’an-ı mehcur” tabiri terk edilmiş, bir kenara atılmış, bırakılmış, uzaklaşılmış Kur’an demek…Peygamber rabbine hangi halkı şikayet edecek dersiniz?Kim bu Kur’an’ı bir kenara atan halk?Elinize aldığınız herhangi bir mushafın üzerinde “Kur’an-ı azim” veya “Kur’an-ı Kerim” yazar.Büyük, şanlı, asil Kur’an; içinde insanlığın şerefi ve itibarı olan, kemikleşmiş değer ve ilkeleri bulunan, onları ısrarla vurgulayan, insanlığa sürekli bunları hatırlatan (zikr), temel değerlerinin (hablun min’ennâs) savunucusu, vicdanının sesi (basâiru li’nnâs) olan Kur’an demek…Ne asil bir isim…Demek artık şöyle okuyacağız: Kur’an-ı mehcur…“Geçip giden varsa İslam’ın şu çiğnenmiş diyarından”, viran olmuş yurtların, metruk binaların, ot basmış evlerin örümcek bağlamış duvarlarında asılı duran, artık bir manası kalmamış, bunun için de dönüp bakmaya gerek olmayan, terkedilmiş, bir kenara atılmış, kendi haline bırakılmış Kur’an demek…Ne hazin bir isim…“Kur’an Mekke’de nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı” diye meşhur bir söz var…Kur’an’ın tarihteki serancamını adeta özetliyor: Nazil oldu… Okundu… Yazıldı…Peki nerede anlaşıldı? Nerede yaşandı? O niye yok?Manidar değil mi?Kendinizi bir yoklayın.En son ne zaman Kur’an’ı okudunuz demiyorum, ne zaman dediğini anlamaya çalıştınız?Yani Kur’an’ı en son ne zaman terk ettiniz... Devamı

Evrensel Sırat Köprüsü

2009-06-20 14:38:00

Dolunay, sakin bir okyanus sahilini aydınlatıyor; serin rüzgâr, dalgaların dansıyla buluşuyordu. Çıplak kumsal bir anda uğultularla doluverdi. Yüzlerce kaplumbağa, binlerce kilometrelik yolculuğu tamamlayarak karaya ayak bastı.      Kocaman gövdeleriyle kumsalda tanklar gibi ilerledi; tepeyi aşarak, arka taraftaki araziye dağıldılar. Burası, her yıl geldikleri, yumurtalarım bırakıp okyanusa döndükleri sahildi. Toprağı kazdılar, binlerce yumurtayı bıraktılar; sonra da güneş doğmadan geri gittiler.      Güneş, yumurtaları emanet alan toprağı ısıttı; bulut ve rüzgâr serinletti; yağmur ıslattı. Toprak sevimli hayatlara annelik yapmayı bekliyor; yakında doğacak kimsesizleri bağrına basmaya hazırlanıyordu.      Bir sabah güneşin ilk ışıkları yükseldiğinde, yerin derinlerinden sesler yükseldi. Kabuklarını çatlatan yavrular, toprağı omuzladı, esnetti. Yırtıcı rakunlar1 derinlerden gelen iniltileri duyarak koşup geldi; heyecanla toprağı kazdı.      Öncü kaplumbağa yavruları gözlerini açar açmaz aç rakunlara yem oluyordu. Çevre can pazarına dönmüştü. Arkadan gelen yavrular ordular gibi topraktan çıktı ve hemen önlerindeki tepeye tırmanmaya başladı. Sıcak güneşin altında kuruyup ölmekten kurtulmalarının tek yolu, tepenin ardındaki okyanusun serin sularına kavuşmak olacaktı. Gizli bir Bilinç, ne yönde ilerleyeceklerini küçük kalplerine ilham etmişti. Hepsi de, yöneldikleri tepenin ardında okyanusun beklediğinden emin, aynı yönde hareket ediyordu.      Rakunlardan kurtulanlar, bu kez bu can pazarından haber alan yırtıcı kuşlarla karşılaştı. Uzun bacaklı ve keskin gagalı kuşlar, kanatlarıyla emekleyen yavruların yollannı kesti. Tepenin etekleri kıyamet meydanın... Devamı

Ankebut suresi

2009-06-20 13:46:00

SORU 1: "Kim la ilahe ill derse cennete girer." hadisi ile Ankebut suresinin ikinci ayetini birlikte değerlendirir misiniz? Bir şeyi elde etmek için iki ayrı bedel var. Ben bunları zihnimde bağdaştıramıyorum.CEVAP: Her sözün kullanıldığı ortamda, bağlı bulunduğu bütün ile bir bağı, bir bağlamı vardır. Sözü bu bağlamdan kopardığınız zaman, söylendiği bütün içindeki anlamını kaybeder. Peygamberimizin sözü olarak nakledilen hadis'i şeriflere de aynı mantıkla yaklaşılmaktadır. Bu sözün söylendiği bir ortam ve söylenmesine sebep olan bir hadise vardır. Bu bilinmeden sadece sözün bir kısmına bakarak anlamaya, yerli yersiz nakletmeye kalkıldığı zaman, bu tür olumsuzluklar ile karşı karşıya kalmak kaçınılmaz olmaktadır. "Lailahe ill diyen cennete girer" sözünün bugün nasıl anlaşıldığına baktığımız zaman olayın vahameti anlaşılmaktadır. Vatandaş bu sözü bir kere söyledi mi başka hiçbir şey yapmamış olsa bile bu sözü söyleme sayesinde cennete gideceğini zannediyor. Bu anlayış sadece bu konuda değil. Hayatın bütün alanlarında böyle. Kur'an'ı anlamadığı dilden okuyarak Kur'an'ı okuduğunu söyleyenler, bir kere Şahadet getirmekle yetinerek kurtulacağını zannedenler, beş vakti kılmasa da, Cuma ve bayram namazlarıyla işi idare edenler, helal ve haram konusunda bir sıkıntı duymadan mal toplayıp birkaç kuruş sadakayla işi temizleyeceğini düşünenler, hayatın her safhasında her türlü pisliğe batıp sonunda Hacc'a gitmekle anadan doğmuş gibi temizlendiğine inananlar, işinin, eşinin, servetinin, evinin, evladının, yaşadığı süflî hayatının, şeyhinin, hocasının, kocasının kulu olup da Allah'a kulluk yaptığını zannedenler, istek ve ihtiraslarını ilah edinenler de aynı durumda değil mi?Böyle bir İslam anlayışı bu sözün söylendiği dönemde yoktu. B... Devamı

onlar öncüler

2009-06-03 23:44:00

Devamı

FLASH PLAYER

2009-01-23 23:20:00

Devamı